346 Yolcunun Yaşamını Yitirdiği, Türk Havacılık Tarihinin En Büyük Uçak Kazası

Haberler admin 125 Okundu
sponsorlu reklam

346 Yolcunun Yaşamını Yitirdiği, Türk Havacılık Tarihinin En Büyük Uçak Kazası

Türk sivil havacılık tarihinin ve Türk Hava Yolları’nın en büyük kazası 3 Mart 1974 tarihinde yaşandı. 346 yolcunun hayatını kaybettiği bu facia, günümüzde hala yaşanmış en trajik uçak kazalarından biri olarak anılıyor.

Hava yolu günümüzün en güvenilir ve en seri ulaşım yolu olarak kabul görüyor. Kaza ihtimalinin düşük olsa da gerçekleşen kazalardan kurtulan çok az birey oluyor. bu nedenle havacılıkta kurallar fazla kayda değer, muhakkak en ufak bir ihmale yer değil. Tarih her tarafında gerçekleşen havacılık kazalarının büyük kısmı, insan faktörü sebebiyle gerçekleşti oysa bir takım durumlarda, teknik problemler başroldeydiler. Bu hafta sizlere, Türk havacılık tarihinin en büyük ve ne yazık ama en fazla ölüme sebebiyet veren kazasını aktaracağız. İnsan faktörü ve teknik hataların birleşiminde nelerin yaşanabileceğine şahit olacaksınız.

3 Mart 1974’te, Türk Hava Yolları’na ait 29 numaralı DC-10 tipi uçak, İstanbul-Paris-Londra seferini yapmak için İstanbul’dan havalandı, Paris Havaalanı’na iniş yaptı. Burada yolcularının bir kısmını indirdikten sonradan, kabinde yer alan 117 yolcusu ile Londra’ya uçmak için hazırlıklarını tamamlıyordu.

THY uçağının Londra seferini gerçekleştireceği o gün, British Airways personelleri grev yapıyorlardı:

Grevden nedeniyle Londra’ya gidemeyen 4 İngiliz manken, 17 İngiliz rugby oyuncusu ve 48 Japon bankacıdan oluşan bir grup gezgin vardı. Grev uçuşlarına engel olunca, TC-JAV tescilli Türk Hava Yolları seferini seçtiler. Bu yolcuların da eklenmesi ile Londra seferi 346 yolcuya yükseldi.

Uçaklar yolculuklarına başlamadan önce, bütün bagajlar kargo bölümüne güvenle yerleştiridi ve zorunlu kontroller yapıldı. Londra seferini gerçekleştirecek olan DC-10 uçağı, planda olmayan şekilde gezgin alımı yaptığı için yeni gelen bagajların da kargo bölümüne yerleştirilmesi gerekiyordu. O gün, kargo görevlisi olarak sorumlu olan birey Cezayirli Muhammed Mahmudi idi. Mahmudi gerekli işlemleri tamamladıktan sonradan, uçağın kargo kapısını kapattı, lakin İngilizce bilmediği için hazırlanan teknik talimatları okuyamadı.

Talimatlarda uçağın kapısının kuvvet uygulayarak yok, iç bölümde bulunan kancalarla tutturularak kapatılması gerektiği yazıyordu. Uçak havalandıktan kısa bir süre daha sonra, kargo kapısı patladı:

Mc Donnell Douglas DC-10 tipi uçakların kargo kapıları, dışarı içten açılacak şekilde tasarlanmışlardı. Işyeri bu yüzden hazırlanan talimatlara özellikle bakılması ve kancaların kapılara takılması gerektiğini vurgulamıştı. Uçuş için tasdik bölge, Londra seferini yapacak uçağın havalandıktan kısa bir süre sonra kargo kapısı dışarı dürüst patladı.

Hap bilgi: Uçaklar yüksek istifalarda uçarken, dış ve iç basınç arasında büyük bir ayrım oluşur. böylece uçak kabinlerinde basınçlandırma yapılır. Basınçlandırma sistemi, yolcuların ve bütün uçuş ekibinin zorunlu oksijeni alıp, rahatlıkla seyahat edebilmesini sağlar. Kabin içinde yer alan yüksek basıncın tersine, uçağın seyrettiği irtifalarda ise epeyce düşük bir basınç mevcuttur. Bu durumu uçağın içinden, dış tarafa doğru ittiren bir şiddet olarak düş edebilirsiniz. Günümüz yolcu uçaklarının kapıları içeri dürüst açılmaktadır. bu nedenle bir uçağın kapısını başlamak, seyir sırasında neredeyse imkansızdır.

Durum hemencecik yaşananlar kan dondurucuydu, esas yıkım ise demin gerçekleşmemişti:

Kargo kapısının uçmasıyla birlikte, uçağın tüm dinamikleri bozuldu. Oluşan büyük basınç farkından nedeniyle uçağın zemini sökülmeye başladı. Bu esnada patlayan kapının tarafına yakın 3 şahsiyet, 2 adet koltuk zeminden söküldü ve bu koltuklarda oturan 6 birey uçaktan dışarı fırladı.

Uçağın kontrolünü hızla kaybeden pilotlar, her ne kadar uçuşu denetleme altına almayı deneseler bile başarılı olamadılar. Çabucak doruk kaybeden DC-10’un hidrolik sistemleri arızalanmıştı, ne eyvah fakat pilotların yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı.

Dengesini yitiren uçak, Paris yakınlarında bulunan Ermononville kasabasının ormanlık alanına, tam 800 kilometre tez çakıldı:

Uçak o kadar büyük bir şipşak düştü ki, her şey paramparça oldu. Kazada ölenlerin cansız bedenleri saptama bile edilemeyecek durumdaydı:

Büyük zorluklarla uçağın enkazından kara kutuya ulaşıldı. Skandallar silsilesi yaşandı:

Kokpit ses kayıtları dinlendi ve çalışmalar tamamlandı. Kargo kapısı patladıktan daha sonra, uçağın tüm denetim sistemlerinin devre dışı kaldığı, pilotların bütün çabalarının yetersiz olduğu anlaşıldı. Kazadan sonradan DC-10 tipi gezgin uçağı ile ilgili yapılan detaylı araştırmalar, daha da nefret edilen şey verici bir tabloyu gözler önüne serdi.

Bu model daha evvel de aynı problemi çıkarmış, ama o uçuşta can kaybı yaşanmadan güvenli iniş sağlanabildiği için olay örtbas edilmişti. Mc Donnell Douglas firmasının itibarının korunması çabasıyla yapılan bu örtbas işlemi, 3 Mart 1978’de Londra seferini yapan Türk Hava Yolları uçağındaki 346 yolcunun canına mülk oldu. Firma bu nedenle yüklü miktarda tazminat cezalarına çarptırıldı. bununla beraber şirketin yöneticileri ve sorumluluk sahibi çalışanları da farklı cezalara çarptırıldılar.

Olaylardan daha sonra Mc Donnell Douglas firması kapı tasarımlarını değiştirip, çok daha güvenli yöntemler geliştirmiş olsa da havacılık dünyasında pek uzun zaman tutunamadılar.

giderken kazada yaşamını kaybeden yolcuları sevgi ve minnetle anıyoruz:

Sosyal Ağlarda Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir